Seneler seneler önce açılan şiirin demi seneler seneler sonra bir 2 Ocak akşamı çayın yerini buz gibi kola almış masamda, bir akşam vakti denile bilir. Aslında akşam vaktini çoktan geçmişiz kafa dağıtıyorum güya ofisteyim, neden se 2013 ü düşünürken 2014 ü yazmak o kadar zor geliyor ki, geçmişe çizikler atıp yeni dizgilere yelken açmak gerekirken hala geçmişi ve geçmişte yaşananları düşünüyorum
Evet 2014 hoş geldin diyeçeğim ama henüz hala 2013 de yaşamaktayız, ne nasıl niçin böyle oluyor farkında değilim ama zaman sudan daha beter akmakta, geçen zaman zarfından koskoca 2013 yılı boyunca blog da topu topu 2 yazı yaza bilmişim yazma oranım saçmalama zırvalama oranım oldukça düşmüş durumda , oysaki her gün klavyenin başına oturan ben kendime neden önem veremiyorum anlamış değilim.
2012 yılında 8 yazı paylaşmışım 2011 yılında ise 5 yazı benim için önemli olan en önemli yılım şimdilik 48 paylaşımda 2010 yılı olduğu görülüyor.
bundan 4 yıl önceymiş başlamışım saçma saçma yazmaya geldiğim bu günde geçmişe ışık tutan bir sürü karmaşa yer alırken bir sürü karmaşayı da yazıp zamana tanık olamadan geçirmişim.
Bir Ocak akşamından paylaşacaklarım şimdilik bu kadar. Umarım 2014 yılı içersin de şiirin demine gerekli önemi ve ehemmiyeti gösteririm
Şiir demin de yaşanılan ve yazılan şiirleri , o anları günlük eda sında , soba ateşin de demlenmiş ,koyu şairlerin mısralarıyla bezenmiş , şiir günlüğüm
2 Ocak 2014 Perşembe
2 Temmuz 2013 Salı
Yine yeni den bir temmuz akşamı
Zaman o kada hızlı ilerlemekteki yine yeni den bir temmuz akşamında bu satırları yazıyorum, geçmişe baktığımda yaşananlar ve temmuz akşamları aklıma geliyor, şimdiye kıyas bile edilemiyecek günler geleride kalırken gelecekte bizleri kimbilir neler bekliyor.
Hayat , yaşam saygı sevgi hoş görü, sabır ve başarı her biri ayrı duygular, kimi zaman hemen yanı başınızda iken kimi zaman ise cok uzaklarda oluyor. Düşünce tarzımı tartığım şu günlerde her seferinde kendim bir adım ileri atmaya çalışırken, hiç bişi olmamışcasına yaşan bireyler ve onların vurdum duymaz halleri beni oldukça yoruyor. Zaman zaman kimi zaman süprizlerle doludur kimi zaman ola bilir olmaya bilir dilleri ve seslerinin arasında kaybolduğum bir temmuz akşamında satırların beni manasızca haykırışlara itiklemekte.
Öyleki haykırası okadar şey yüklüki içimde ama ben sesizliği tercih ediyorum. Cünkü karşımdaki sesizliğin içersinden henüz haykırmamı gerektirecek nedenleri ortaya koymamış olması beni tedirginleştiriyor. Hani görülesi yaşanası günler vardır hep beklersinizya o günlerin yakın olduğunu sezinleyerek zamanın birazdaha hıızla geçmesini istiyorum. Taki alacağım olumlu veya olumsuz habere kadar zamanın suratli gemesini istiyorum, sonrasında habere göre zaman yavaşlıyada bilir veya hızlana bilir
Şimdilik zamanı bekliyorum...
Hayat , yaşam saygı sevgi hoş görü, sabır ve başarı her biri ayrı duygular, kimi zaman hemen yanı başınızda iken kimi zaman ise cok uzaklarda oluyor. Düşünce tarzımı tartığım şu günlerde her seferinde kendim bir adım ileri atmaya çalışırken, hiç bişi olmamışcasına yaşan bireyler ve onların vurdum duymaz halleri beni oldukça yoruyor. Zaman zaman kimi zaman süprizlerle doludur kimi zaman ola bilir olmaya bilir dilleri ve seslerinin arasında kaybolduğum bir temmuz akşamında satırların beni manasızca haykırışlara itiklemekte.
Öyleki haykırası okadar şey yüklüki içimde ama ben sesizliği tercih ediyorum. Cünkü karşımdaki sesizliğin içersinden henüz haykırmamı gerektirecek nedenleri ortaya koymamış olması beni tedirginleştiriyor. Hani görülesi yaşanası günler vardır hep beklersinizya o günlerin yakın olduğunu sezinleyerek zamanın birazdaha hıızla geçmesini istiyorum. Taki alacağım olumlu veya olumsuz habere kadar zamanın suratli gemesini istiyorum, sonrasında habere göre zaman yavaşlıyada bilir veya hızlana bilir
Şimdilik zamanı bekliyorum...
3 Mayıs 2013 Cuma
Bir Seccadede İki kişi
Uzun süredir yazmadığım blog'a bu gün bir merhaba demek istedim. Hızlı geçen zamanın geçmişin tanığı olan günlük seni çok ihmal etim, fakat bildiğin gibi değil çok farklı durumlar içersindeyim ve bunları zaman zaman burada dile getireceğim allahın izniyle.
Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde ortalığın yeşermesi ve günlerin uzaması, hayatın kış rehavetinden koparak hızla ilerlemesi bir çok şeyi oldukça etkilemekte.
Lafı fazla uzatmadan konuya gelelim "Bir Seccadede İki kişi".
Bu gün secademi aldım elime cuma namazına diye çıktım ezan okunalı birkaç dakika olmuştu. Hızla camiye yöneldim, tüm yerler hemen hemen dolmuştu, bir ak saçlı yaşlı amcanın bakışları beni çok etkiledi bakınıp bakınıp saflardan geriye doğru gelmekteydi, buyur dedim, bir seccadede iki kişi olurmu evlat dedi, olur olur dedim olmaz dedi ve ilerledi bir başka tarafa ilerlerken derken yer buldu tam namaza duracaktımki, yanımdaki uzun safın yanında birkaç karış bir yer vardı ve ilerden bir kişi daha gelmekteydi, buyrun dedim, neyse geldi ve safha durduk, ilk rekatları kıldı, vaiz esnasına geldik, adam öyle duygulanmıştı ki, bir seccadede iki kişi dedi, evet dedim iki kişi, kimsin sen dedi, müslümanım dedim, nerelisin dedi, buralıyım dedim, belliki adam çok duygulanmıştı. evlat dedi bu yaptığını şu devirde kimse yapmıyor dedi, neyaptımki dedim, buyur ettin dedi, içimden geldi dedim, bak dedi yan alanımıza bu insanlar dedi aralarına birer kişi alıp alıp namaz kılacak gibi durmuşlar sen bunları utandırdın şimdi bana yer verirler namazın ikinci yarasında dedi. inşallah dedim, hoca cuma vaizlerine başladı, konu hemen hemen bizim düşünce konusuydu, hoca her müslümanın herkesi düşünerek hareket etmesiydi, gözleriyle gördüğünün problemse çözümünü araması elinden geldiğini mensaatsizce yapmasına değiniyordu vaizde hoca.
Yanımdaki amca öyle doluyduki, hocanın vaizindede konuşmasını sürdürüyordu, bak hocadı bunu diyor diyordu, dinliyelim dedim konuşmıyalım dedim, hocayı dinledik, ve namaza kalktığımızda yan alandaki saftaki geniş insanların toparlanıp adama yer verdiğini gördüm, Artık bir secadede bir kişiydim, adam öyle duygulanmıştıki bir an gözlerini sildiğinig ördüm, namaza durduk namazı kıldık, sonrasında biten namaz sonrasında allah ömür ve kolaylıklar versin evladım dedi tokalaştık ve ben secademi toplayıp, buraya bu satırları sizlerle paylaşmak istedim.
Şimdi düşünce sizce nedir ?
Herkesin düşünmesi gerektiği bir durum hali midir yoksa, yapılması zorunlu bir varlıkmıdır, İnsanlar neden bir birlerini düşünmez ? veya düşünmek istemezler, veya üşenirler, adına her ne derseniz deyin, böyle bir topluma doğru sürüklenip gitmekteyiz.
Aslında önceleri çok normal bir durum olan durumların şimdilerde garipsenmesi, gün ve gelişen dünya şartlarında insanların öz düşünce ve iç yargılarının değişmesi çok üzücü.
Burada satırlarıma son verirken "Bir Seccadede İki kişi" de ola biliyormuş.
Hayırlı cumalar ve tüm bireyleri yaşamış oldukları durumlardan düşünmeye davet etmekteyim...
Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde ortalığın yeşermesi ve günlerin uzaması, hayatın kış rehavetinden koparak hızla ilerlemesi bir çok şeyi oldukça etkilemekte.
Lafı fazla uzatmadan konuya gelelim "Bir Seccadede İki kişi".
Bu gün secademi aldım elime cuma namazına diye çıktım ezan okunalı birkaç dakika olmuştu. Hızla camiye yöneldim, tüm yerler hemen hemen dolmuştu, bir ak saçlı yaşlı amcanın bakışları beni çok etkiledi bakınıp bakınıp saflardan geriye doğru gelmekteydi, buyur dedim, bir seccadede iki kişi olurmu evlat dedi, olur olur dedim olmaz dedi ve ilerledi bir başka tarafa ilerlerken derken yer buldu tam namaza duracaktımki, yanımdaki uzun safın yanında birkaç karış bir yer vardı ve ilerden bir kişi daha gelmekteydi, buyrun dedim, neyse geldi ve safha durduk, ilk rekatları kıldı, vaiz esnasına geldik, adam öyle duygulanmıştı ki, bir seccadede iki kişi dedi, evet dedim iki kişi, kimsin sen dedi, müslümanım dedim, nerelisin dedi, buralıyım dedim, belliki adam çok duygulanmıştı. evlat dedi bu yaptığını şu devirde kimse yapmıyor dedi, neyaptımki dedim, buyur ettin dedi, içimden geldi dedim, bak dedi yan alanımıza bu insanlar dedi aralarına birer kişi alıp alıp namaz kılacak gibi durmuşlar sen bunları utandırdın şimdi bana yer verirler namazın ikinci yarasında dedi. inşallah dedim, hoca cuma vaizlerine başladı, konu hemen hemen bizim düşünce konusuydu, hoca her müslümanın herkesi düşünerek hareket etmesiydi, gözleriyle gördüğünün problemse çözümünü araması elinden geldiğini mensaatsizce yapmasına değiniyordu vaizde hoca.
Yanımdaki amca öyle doluyduki, hocanın vaizindede konuşmasını sürdürüyordu, bak hocadı bunu diyor diyordu, dinliyelim dedim konuşmıyalım dedim, hocayı dinledik, ve namaza kalktığımızda yan alandaki saftaki geniş insanların toparlanıp adama yer verdiğini gördüm, Artık bir secadede bir kişiydim, adam öyle duygulanmıştıki bir an gözlerini sildiğinig ördüm, namaza durduk namazı kıldık, sonrasında biten namaz sonrasında allah ömür ve kolaylıklar versin evladım dedi tokalaştık ve ben secademi toplayıp, buraya bu satırları sizlerle paylaşmak istedim.
Şimdi düşünce sizce nedir ?
Herkesin düşünmesi gerektiği bir durum hali midir yoksa, yapılması zorunlu bir varlıkmıdır, İnsanlar neden bir birlerini düşünmez ? veya düşünmek istemezler, veya üşenirler, adına her ne derseniz deyin, böyle bir topluma doğru sürüklenip gitmekteyiz.
Aslında önceleri çok normal bir durum olan durumların şimdilerde garipsenmesi, gün ve gelişen dünya şartlarında insanların öz düşünce ve iç yargılarının değişmesi çok üzücü.
Burada satırlarıma son verirken "Bir Seccadede İki kişi" de ola biliyormuş.
Hayırlı cumalar ve tüm bireyleri yaşamış oldukları durumlardan düşünmeye davet etmekteyim...